• Ana Sayfa
  • Altın Çocuk
  • Kitaplar
  • Yazarlar
  • Haberler
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Hakkımızda
  • Bize Ulaşın
Altın Kitaplar | Hakan Karahan son Kitabı ''Nehirde Kayan Yıldızlar'' İle Taraf'da


Hakan Karahan son Kitabı ''Nehirde Kayan Yıldızlar'' İle Taraf'da

Bugüne kadarki en güzel romanım

 

İş dünyasını terk edip kendini sinema ve edebiyata adayan Hakan Karahan'ın "Nehirde Kayan Yıldızlar" adlı yeni romanı yayımlandı. Karahan: "Bu roman beni çok zorlasın ve tüketsin istedim" sorunsal, ama Nehirde Kayan Yıldızlarda okuduğumuz dünya fazlasıyla erkek egemen. 
Eleştirilmekten hiç mi çekinmediniz? 
Ne iş yaparsam yapayım eleştiriliyorum. Bankada bu böyleydi, filmlerimde öyle, oyunculuğumda keza öyle. Ağzımla kuş tutsam yaptıklarımı beğenmeyenler var, hangi işe el atsam beni başarılı bulanlar var, eleştirenler hep var. Eşyanın tabiatı bu. Ortaya çıkarsanız eleştirileceksiniz. Doğal kabul etmek lazım. Nehirde Kayan Yıldızlatın fazlasıyla erkek egemen olduğunun farkında bile değilim. 
Öyleyse de artık yapabileceğim bir şey yok. Bir dahaki hayatıma kadın olarak gelirsem yazdıklarım fazlasıyla kadın egemen olur umarım. 
Anlatı sürekli tespitler üzerinden ilerliyor. Bu anlatı tarzı, okunurluğu zorlaştırmıyor mu? 
Bilmiyorum. Ben elime alıp okuduğumda zor değil. Daha kolay bir tarzda nasıl yazabilirim diye hiç düşünmedim. Hiçbir kitabımda anlatım tekniğim nasıl olmalı diye düşünmedim. Belki haklısınızdır zordur. Beni düşünmeye sevk ettiniz bu konuda. İlginç soru aslında. Cevabı bilmiyorum. 
Sinema ile şu aralar nasıl bir ilişkiniz var? Yapımcılığa ara mı verdiniz? 
Yapımcılığa ara verdim. Çünkü ne yapmak istediğimi henüz bilmiyorum. 
Oyunculuk devam ediyor. Martta Ateşin Düştüğü Fer filmiyle sinemalardayım. 
Yönetmeni İsmail Güneş. Haziranda ise Ahmet Ümit'in Kavim isimli romanının hayatları, takıntılarımı, zayıflıklarımı, zaaflarımı ve 70'li yıllardan bugüne ne kadar çok değiştiğimi, benden yaşça daha büyük Cem karakteri üzerinden kurgulayıp romanın başına ve sonuna birbirine bağlanan bir macera unsuru da ekleyip aktarmaya çalıştım. Buradaki Cem, benden daha akıllı, daha olgun ve kendini hayata teslim etmeye biraz daha meyilli. 58 yaşları civarında olduğu için ve babası hâlâ yaşadığı için, onunla ve kendi vicdanıyla hesaplaşmalarını bitirme şansına sahip. Bunu iyi kullanacak olgunlukta. Ben ise keşkeleri ve pişmanlıkları daha fazla olan biriyim. Kitaptaki Cem, kısmen benim, kısmense olmak istediğim kişi. 
Siz romam yazarken kendinizle nasıl bir hesaplaşma içine girdiniz? 
Ben babamı yedi yıl önce kaybettim. 
Birbirimizle bir türlü konuşamadık. 
Annemle ise artık 10 yaşındaki bir kızla konuşuyormuş gibi hissediyorum. 
Dolayısıyla her ikisiyle de aym frekansı tutturamadım gitti. 
Bu çok acı verici. Onların beni yetiştirmeye başladığı ilk günden bugüne kadar bir türlü anlaşamayışımızın bende açtığı yara, suçluluk ve vicdan azabı bu romanda kendimle en büyük hesaplaşmam. Üstte bir kurgu hikâye gitse bile altta hep benim kendimle olan dertlerimin çatışması var. 
Nehirde Kayan Yıldızlar diğer romanlarınızdan hayli farklı. Siz, bu romanla anlatıcı kimliğinizde bir kırılma görüyor musunuz? 
Farklı çünkü ben bu romana 50 yaşımda başladım 52 yaşımda bitirdim. Polisiye kurgulardan tamamen farklı bir kitabı kaleme almak istedim. Yaşım icabı epeydir kendi iç hesaplaşmalarımla kendimi yiyip bitiriyordum. Bunun kitabım yazmak istedim. Daha önce hiç böyle bir şey istememiştim. Bambaşka bir dille yazmak istedim. Beni çok zorlasın ve tüketsin istedim. Bugüne kadar yazdığım en güzel kitabı yazmak istedim. 
Edebî yapıtlarda politik doğruculuk arayıp aramamak gerektiği, kuşkusuz başlı başına bir Bilge peşimde Kişisel gelişim kitaplarının foyasını da masaya yatırıyorsunuz. İronik bir şekilde, sosyal medyada sizden "Ferrari'sini Satan Bilge" olarak bahsediliyor. Ne dersiniz? 
Komik ama gerçek. Bu ironi benim de hoşuma gidiyor. Biraz da bu yüzden o kadar dandik kitap varken özellikle Ferrari'sini Satan Bilge'den bahsettim. O kadar yalan dolanla dolu kişisel gelişim kitapları var ki, şöyle bir sayfaları karıştırdığımda dahi tüylerim diken diken oluyor. Bunların en ticarî ve en kötülerinden biri olan Ferrari'sini Satan Bilge'nin, dokuz yıl önce işimden istifa edip çekip gittiğimden beri peşimde olması ise kahkahalarla güldüğüm bir felaket. Hayatın hoş esprileri var insanlara. Ben de payıma düşeni alıyorum. 
Hakan Karahan, 40'h yaşlarında finans sektöründe üst düzey yöneticiliğin getirdiği konforlu yaşamı elinin tersiyle iterek bir maceraya atıldı. 
Gerçi sadece "bir macera" demek de hafife almak olur, zira Karahan el attığı senaristlik, oyunculuk, yazarlık ve yapımcılıktaki başarılarıyla doğru bir karar aldığını zaman içinde defaatle kanıtladı. 
Karahan'ın yazarlık serüveninde yeni bir soluk arayan yeni romanı Nehirde Kayan Yıldızlar, Altın Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini aldı. Karahan'la yeni romanı ve bir türlü peşini bırakmayan felaketler üzerine konuştuk. 
Her şeyden önce, merak edenler için sormak zorundayım: Sinan Dorukan'ın maceraları bitti mi? 
Bitmediğini umuyorum. Sinan Dorukan'ın ilk macerası 19'da ikimiz de 43 yaşındaydık, kendi üzerime kurmuştum kahramanı, kendime benzetmeye çalışmıştım. Benim daha cesur daha atik daha yakışıklı bir versiyonumdu. Hayal kahramanımdı. 
Şimdi ikimiz de 52 yaşında olduk. Onu kolay kolay altından kalkamayacağı bir maceraya daha sokmak isterim. Ama şu anda bunu nasıl becereceğim hakkında en ufak bir fikrim yok. İçimden bir ses daha Sinan Dorukan'la işim bitmedi diyor. Göreceğiz. 
Nehirde Kayan Yıldızlar otobiyografi okuduğu izlenimi yaratıyor okurda. Bu doğru mu? 
Hem doğru hem değil. Benim kendimle olan kavgamı, huzursuzluğumu, ailemle olan sürtüşmelerimi, ilişkilerimi, değiştirdiğim mesleklerimi, bıktığım hayatları, yeniden kurmaya çalıştığım filmi çekilecek, yapımcısı Sinan Çetin. 
Ben Başkomiser Nevzat'ı oynayacağım. Heyecanlıyım.

            
 
Kaynak: www.MedyaTakip.com


  Kitaplar  ·  Yazarlar  ·  Hakkımızda  ·  Haberler  ·  İletişim Altın Kitaplar © 2012
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player