Ankara'da doğdum. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum.
Hep sorulur bana, "Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz" diye. "Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz" diye sorulmalı aslında. Çünkü, eczacı olmadan çok önce başlamıştı yazın hayatım. Henüz lise yıllarında, Hisar Dergisi'nin düzenlediği şiir yarışmasında aldığım birincilik kupası, bana bu dünyanın kapılarını aralamıştı. Ne var ki, o kapıyı tam olarak açmam için, uzunca bir süre beklemem gerekti.
Fen kolunda olduğum halde okul gazetesini edebiyat öğretmenimle beraber, ben çıkarıyordum.Yolumu çizmiştim kendimce. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Basın Yayın bölümüne gidecektim. Puanım tuttu, hatta biraz fazla geldi galiba. Türkiye derecesiyle girdim üniversiteye. Yakınlarımın telkinleriyle kendimi Eczacılık Fakülte'sinde buldum. Onlara göre, eczacı olursam, yazın hayatımı da bir şekilde sürdürebilecektim.
Ne var ki, mezun olur olmaz evlenerek Diyarbakır'a gidince, hesaplar altüst oldu. Şikâyetçi ya da pişman değilim. Diyarbakır'a gitmesem Piraye'yi yazamayacaktım. Eczacı olmasam da ne Eroinle Dans'ı ne de En Son Yürekler Ölür'ü yazabilirdim.
Ancak, epeyce zaman yitirdiğimi kabul etmeliyim. Diyarbakır'da yaşadığım yıllar içinde yazmayı sürdürdüm ama, bunları günışığına çıkaracak fırsatı bulamadım. O günlere ait elle tutulur tek atılım, yazdığım bir öykünün (Oğlum), Hürriyet Gazetesi'nin senaryo yarışmasında birinci olup fotoroman olarak çekilmesiydi.
İzmir'e geldikten sonra bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyor, ama aradan geçen yılların ezikliğiyle, kolumun altına dosyamı alıp bir yayınevinin kapısını çalmayı kendime yediremiyordum. Bu arada, öykü yarışmalarına gönderdiğim öyküler ödül almaya başladı. Yanı sıra, Hürriyet Ege ve Yeni Asır'da (İzmir) konuk köşe yazarı olarak güncel yazılar, Milliyet Pazar'da mizahi yorumlar yazıyordum.
1996'da Aziz Nesin'in birinci ölüm yıldönümünde İnkılap Kitabevi'nin düzenlediği mizah öyküleri yarışmasına katıldım ve İster Mor, İster Mavi adlı dosyam yüzlerce eser arasından sıyrılarak basılmaya değer görüldü. İlk kitabımdı! Üstelik bana Türkiye'de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanını kazandırmıştı.
Ardından Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması Birinciliği geldi. Mizahçılığı tescillemiştik ama, edebiyat dünyasına yanlış kapıdan girmiştik galiba. Mizahın yanı sıra çocuklar için de yazmaya başlamıştım. Çocuk edebiyatında da her girdiğim yarışmadan ödülle çıkıyordum. Yarışmalar ve ödüller önemliydi benim için. Okunmaya değer bir şeyler yazdığımı öncelikle kendime kanıtlamak istiyordum çünkü.
Mizah öyküleri ve çocuk kitaplarından önce klasik öykü ya da roman dosyam kitaplaşmış olsaydı, ilk günden, öykücü ya da romancı diye anılacaktım. Plansız ve programsız atılan adımlar, gerçek çizgimden uzak tuttu beni.
2002'de yetişkinler için ilk öykü kitabım çıktı: Çikolata Kaplı Hüzünler.
2003'te de, benim için milât sayılabilecek ilk romanım: Piraye!
Gerisi geldi. Öykü kitapları, romanlar... Bu arada, iki yıl boyunca haftada üç gün, Türkiye'nin en büyük ve en eski yerel gazetesi Yeni Asır'da haftada üç gün köşe yazıları yazdım. 2004 yılı köşe yazarı ödülünü alarak, şimdilik kaydıyla o sayfayı da noktaladım.
Hiçbir yarışmaya katılmıyorum artık. Benim için en büyük ödül, okurlarımın her geçen gün çığ gibi büyüyen sıcacık ilgisi sevgisi.
Bugüne kadar yazdığım tek bir satırdan pişmanlık duymadım. Mizahtan çocuk edebiyatına, öyküden romana uzanan geniş yelpazedeki çoksesliliği gücüm yettiğince sürdürme kararındayım. Tabii okurlarımın o eşsiz desteğiyle... Onlar istediği sürece.
E-Posta Adresi:
Yazarın e-posta adresi belirtilmedi.
Web Adresi:
Web sitesi belirtilmedi.
Ek Bilgi Sayfası:
Ek bilgi sayfası belirtilmedi.
Tam on dört kadın! Ve onların birbirinden ilginç, birbirinden çarpıcı öyküleri...
Hüzünleri çikolata ile tatlan...
Geçtiğimiz yıllarda “Piraye” adını taşıyan kitabı ile gündeme gelen Canan Tan, bu kez “Eroinle Dans” isimli romanlı ile okurla buluşuyor.<...
Türkiye’nin tek kadın mizah yazarı olan Canan Tan geçen yıl kaleme aldığı dramatik eseri "Piraye"nin ardından bu kez kendi alanında bir dizi ö...
"Biliyorum, imkansız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime..." demişti Murat. "Çünk&...
Dostlar Sitesi...
Gerçek dostların buluştuğu yepyeni bir yazlık site. Eray Korhan, Nilay, Burak, Burcu, Levent, Zeynep, Sinem...
Gönüllerince eğlenecekleri bir yaz tatiline...
Eroin sözcüğü kimseyi ürkütmesin!
Madde bağımlılığının 12 yaşına indiği ülkemizde, başımızı kuma gömmeden, gerçekleri irdele...
"Biliyorum, imkansız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime..." demişti Murat. "Çünkü, yüreğim seni çok sevdi!.."
"Ağız dolusu gülmeli çocuklar! Aynı noktada buluştukları büyükler kadar..." Böyle diyor Canan Tan, kitabın ön sözünde. Mizah öyküleriyle her yaştan insana hitap ettiğini anlatmak i...
Geride oğlum vardı nasılsa. Şu Fenerliler, "Herkes Fenerbahçeli doğar, sonra diğer takımlara geçerler." demezler miydi?... İşte kızım o evrimi yapamamış ve Fener’de kalmıştı....
Şima, bukle bukle sarı saçları, deniz mavisi gözleriyle dünyalar güzeli bir prenses... Sevgi dolu yüreğiyle gerçek bir iyilik meleği o. Ve sokak çocukları... Sığınacak bir evleri b...
Beriki dilsiz!
Dillendiremedi yüreğindeki talanı...
İkisi... El ele...
G...
Elif, onu ilk kez bir oyuncakçı dükkanında gördü. Süslü püslü bebekler, rengarenk yarış arabaları arasında, birilerinin gelip onu almasını bekliyordu Pandacık.
Yumuşacık t...
Erzurum’da küçük, mutlu bir dünyası vardı Ali’nin. O yaz, babasının tayini İstanbul’a çıkınca, kararıverdi o minik dünya...
Yapayalnızdı Ali Eski okulunu...
19 Mayıs’ın, Türk gençliğine Beşiktaş’ın bir armağanı olduğunu biliyor muydunuz? Karakartal sözünün nereden geldiğini? Kulübün kuruluş renklerinin kırmızı beyazken, ned...
Ah Şu Uzaylılar; orman kampında tatil yaparken, gümüş renkli yaratıklarla ve uzaylılarla karşılaşıp onların gezegeninde yolculuk yapan bir arkadaş grubunun, Şirinler’in, heye...
Bu kez yazar, aşk’ın yanı sıra organ nakli konusuna da dokundurmuş kalemini. Yaşamla ölümün kıyasıya savaştığı yol ayrımında geçen çarpıcı ...
Kimileri için komşu kapısı, her yıl iş için gidilen ya da tatil yapan bir yer...
Kimileri içinse ancak televizyonlarda izlenen, uzak bir...
Muzip, cıvıl cıvıl, sevimli ve oldukça zeki bir kız olan Elif, yüzmeyi seven başarılı bir çocuktur. Anne ve babasıyla olan iletişimi, arkadaşlarına olan yaklaşımı onu hayata sıkı s...
Bu kez yazar, aşk’ın yanı sıra organ nakli konusuna da dokundurmuş kalemini. Yaşamla ölümün kıyasıya savaştığı yol ayrımında geçen çarpıcı ...
Canan Tan, bir ilk romanla okurlarının karşısına çıkıyor: "Piraye".
Genç ve güzel Piraye adını Nazım Hikmet’in eşinden alm...
Vakt-i zamanında, “Aldanma ki şair sözü elbette yalandır!” diyen Fuzûlî, günümüzde yaşasa, “Aldanma ki sanal aşklar elb...
Yakın çevremizde benzerlerini görebileceğimiz gerçeklikte bir baba-kız öyküsü... Babasına hayran Verda, hatta âşık. Biricik kahra...
Canan Tan, bir ilk romanla okurlarının karşısına çıkıyor: "Piraye".
Genç ve güzel Piraye adını Nazım Hikmet’in eşinden alm...
Canan Tan’ın merakla beklenen yeni kitabı
Âdemoğlu Pansiyon’da bir fasıl gecesi... Müşterilerin hepsi erkek! Ezilen, horla...
Who will relate the book best ? The readers!!! Here are the some reviews from the readers of PİRAYE
Breathless!!! “This story takes your br...



























